“Mü’min arı gibidir. Yediği zaman temiz yer, bir şey verdiği zaman temiz verir. Çok ince bir dala konsa bile, zedelemez.” 

(Hadisi Şerif)

Alev, yangınlar. 

Önüne geleni canlı cansız demeden, acımadan yakan, yok eden, kül eden devasa alevler.

Ekranlara düşen korkunç görüntüler, feryad ederek, diri diri yanarak can verenler.

Aman Allah’ım insanın yaktığı ormanlardan yükselen alevler, dumanlar, kabus gibi.

Bir insan neden yemyeşil, canlı, mis gibi havası ile adeta dünyamızın akciğerleri mesabesinde olan ormanları yakar, inanın insanın hafsalası almıyor.

Yaz, kış sürekli yeşil rengiyle daralan yüreklere huzur veren, havasıyla cana can katan çam ağaçlarını yakabilmek için insanın insanlıktan çıkmış olması lazım.  Ya da tam olarak ateşten yaratılan şeytanın nesli olması lazım. Yoksa topraktan yaratılan Adem’in nesli böyle bir şey yapabilir mi?

Bilirsiniz Allah, şeytanı ve neslini ateşten yaratmıştır. Şeytanın hammaddesi ateştir.

Hz. Adem’i ise balçık dediğimiz topraktan yaratmıştır.

Dünya, toprak ile ateşin çocuklarının imtihanına, savaşına şahit olmuştur, olmaya da devam etmektedir.

Yani bir tarafta yok eden bir tarafta var etmeye çalışan, imar eden bir nesil var.

Dünyanın neresinde olursa olsun insan için en acı veren şey yangınlardır. Deprem, sel, fırtına, çığ düşmesi vs. Tüm bu toplumsal felaketlerin en acı vereni hiç şüphesiz yangılardır.

Yanan ağaçlar, ağaçların dallarında, gövdesinde, köklerinde, diplerinde yuva yapan binlerce çeşit canlı. Düşünün o alevlerin içinde cayır cayır yanan binlerce canlıyı.

Bu hayvanların dilleri olsa, onları yakan insana neler söylerlerdi acaba.

Ya da şöyle bakalım meseleye;

Yanan bir kaplumbağa hayvan, onu yakan canlı ise insan (!) öyle mi ?

Börtü böceğin çok acı bir şekilde yanarak yok olduğu, bazı canlıların uçarak dahi kaçamadığı, yanarak can verdiği ve hatta insanlar bal yesin diye gece gündüz çalışarak üretim yapan arıların da yandığı bu felakette onca canlının suçu günahı neydi?

Ve tüm canlıların ruz-i mahşerde kendilerini yakan insandan hesap soracağını düşünüyorum.

Siz hiç orman yakan bir tane ayı gördünüz mü?

Çiçekten bal alırken yaprağı, sapı kırılmasın diye çırpınan arının doğaya zarar verdiğini gören, eden var mı Allah aşkına?

Canları var, dilleri yok, kazanımları çok, tüketimleri az bu canlılar olmazsa insanın hayatta kalma şansı neredeyse yok gibi. Ve insan kendini hayatta tutmaya çalışan ne varsa onu yok etmeye çalışıyor.

Ve bir diğer meselede maalesef birbirimize hakaretlerimizin ilk öğesi yine ağzı dili olmayan hayvanlar oluyor. 

 “Hayvan herif, hayvan oğlu hayvan” gibi.

Bir eğitimci olarak elbette hakarete kesinlikle karşıyım. Aksi düşünülemez. Ancak bir hayvana hakaret edecekseniz ona “insanoğlu insan” deyin.

Dilinizi anlasa eminim yemeden içmeden kesilir.

Doğayı kirleten insana illaki bir nasihat vermek gerekirse ona söylenecek tek bir söz var.

Ey insan lütfen hayvan gibi ol!

H. İbrahim ÇORAKLI

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.